A-AAA!

Pandemi denince hemen hemen herkesin aklına olumsuz bir yığın şey geliyor tabiatıyla. Zira şu anda mevzubahis pandeminin göbeğinde yaşıyoruz. Ancak çerçevenin dışına çıkıp geldiğimiz yere bakabilenler için durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Pandemi atlatılıp kaybettiğimiz yakınlarımızın acılarını derinlere attığımızda, hepimizin farkına varacağı nice “uyanış” söz konusu.

Örneğin; yıllardır yeterli medeniyet seviyesine gelemediğimizden topluma aşılayamadığımız “sosyal mesafe” kuralını para cezasıyla, ölümle, zorla dayatıp öğrettik millete. İskandinavlarla yarışıyoruz medeniyette!

Hatta; neden olduğuna hiç anlam veremediğim AVM alışkanlığını atıverdik üstümüzden ülkece. Neden gerek duyuyorduk diye kendimize soracağız pandemi geçtiğinde, neden kendimize bunu yapıyorduk her hafta saatlerce!

Veya; karşılaştığımız, hatta ilk kez tanıştırıldığımız insanlarla tokalaşmak, sarılmak, öpüşmek(?) gibi gereksiz ve bir o kadar sahte samimiyet gösterilerini bir kenara attık, “seve seve”. Hiçbirisiyle öpüşmediğimiz için de aramız bozulmadı. Üstüne üstlük, birçok bulaşıcı hastalığın da bu bahaneyle sönmesini izliyoruz.

Ya da; yarısından çoğunu hayatımızda tekrar görmeyeceğimiz tanışlarımızı, akrabalarımızı yedirip içirip eğlendirmek için, kilometrelerce uzaklardan çağırıp, rahatsız kıyafetler içinde, saatlerce, zoraki danslar ettirmemiz ve etmemiz gerekmiyor.

Bunların yanı sıra; yıllardır dillendirilen ama bir türlü, küflenmiş yönetici tayfanın ikna olamadığı, “uzaktan çalışma”nın mümkün olduğunu ve hatta çoğu şirket için hem etkin, hem kazançlı olduğunu “seve seve” gördük. Artık saatlerce boş toplantılar yapmayan, daha kısa sürede elektronik posta veya internet üzerinden süreli toplantılarla işleri yoluna koyabiliyoruz.

En önemlisi de; oturup düşünmeye vaktimiz oldu. Bir an kendimizi akışın dışında görebildik, neden bu şekilde alışveriş yaptığımızı, neden bu şekilde beslendiğimizi, neden bu işte çalışıp bu parayla yaşamaya çalıştığımızı, neden bu şehirde yaşadığımızı, neden görüştüğümüz kişilerle görüştüğümüzü, görüşmediğimiz kişilerle görüşmediğimizi vs.

Tüm sistem o kadar güzel giderken, pandemi hepimizi üzdüğünden çok “O”nu üzdü.

Çünkü “O”;         “eleştirel düşünebilen bir nüfus istemiyor, itaatkâr işçiler istiyor, makineleri çalıştıracak kadar akıllı insanlar ve durumlarını pasif bir şekilde kabul edecek kadar aptal insanlar istiyor”.

Halbuki pandemi “O”na; koca ofis kulelerine, AVM’lere, düğünlere, uzun toplantılara, yolda geçen anlamsız ve yorucu saatlere mecbur olmadığını farkeden bir nüfus verdi. Bu da yetmedi, el ele verip, Wall Street denen, sözde serbest piyasanın kalesi olan borsada, yıllardır sermayesi sayesinde haksız şekilde kan emen fonları alaşağı edebileceğini bile görebilmiş, yapmış bir nüfus bıraktı.

Pandeminin götürüleri ve getirileri herkes için beklenmedik oldu. Ama “O”nun için başka oldu gibi görünüyor.

 

Selim GERGİN

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir