Ersan ve Danışanlar

Son 10 yılda ortaya çıkan nice mesleğin önemli bir kısmının “hasta” veya “müşteri”si değil, “danışan”ı var. Müşteri olmak istemez kimse zaten, yolunacak kaz gibi hissettirir insana. “Hasta” desen, evlerden uzak.

Artık danışıyoruz. Profesyonellere danışıyoruz. Biz cahiller…

Çok iyi hatırlarım, babam yabancı bir muhitte kaybolduğunda adres sormaz, teybi kısmakla yetinirdi sadece. Ne demekmiş danışmak? Geri kafalılık işte! Biz müthiş bir adaptasyon geliştirdik neyse ki, danışmadan yaşanabilecek gibi değil artık zira.

Yılın 12 ayı, ayın 4 haftası, haftanın 6 günü, günün 12 saati ofis sandalyesinde oturarak çalıştığım için;

–          Fizyoterapistime, ağır hasarlı belim konusunda danışıyorum,

–          Diyetisyenime, yememem gerektiğini bildiğim şeyleri nasıl yemeyebileceğim hakkında danışıyorum,

–          Psikoloğuma, bu can pazarı içinde ruh sağlığımın bir miktarını koruyabilmek için danışıyorum,

–          Yaşam koçuma da tüm bu danışmalarımı finanse edecek, daha hayatsız bir kariyer elde edebilmek için danışıyorum.

Bütün bunlara rağmen, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “danışan” kelimesine rastlayamıyoruz, henüz bir isim olarak kabul edilmemiş. Belli ki Türk Dil Kurumu’nun da dilimiz konusunda bir bilene danışması gerekiyor.

Selim GERGİN

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir