Hayalperest Bir Mühendis

Selamlar!

Madem bir blog yazısına başladık, o halde ilk yazımda sizlere kendimi tanıtmalıyım diye düşündüm.

Kimim ben?

Ben Tolga Bakkalbaşıoğlu, bu uzun soyadının ardında bir de göbek adım var, ama hayır, onu paylaşmayacağım. Aksi halde iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor, tek nefeste söylemek iyiden iyiye zorlaşıyor. Bu arada siz soramadan ben söyleyeyim. Üniversite sınavlarında ismimi kodlarken hiç zorlanmadım, çünkü zaten kodlu geliyordu.

Önce başlığımızın ikinci kısmını ele alalım.

Ben bir Makine Mühendisiyim. Normal bir öğrenci gibi ilkokulumu bitirdim, lisemi bitirdim, üniversiteye başladım ve çıktığımda makine mühendisiydim.

Ne kadar saçma değil mi? Yazdığıma ben bile inanmadım.

Çünkü maalesef üniversiteden çıktığınız anda mühendis olmuyorsunuz. Çıktıktan sonra işin içine bir miktar girmek gerekiyor ki bu gerçekten emek ve zaman isteyen bir şey. “Ne kadar girdin Tolga?” derseniz, çok değil. Çünkü ben kendimi hiçbir zaman bir Üretim Tesisinde veya Kalite Bölümünün başında göremedim. Benim sahada ve iletişim kurabileceğim bir işte çalışmam lazımdı. İşte tam da bu yüzden çalışma hayatıma Yurtdışı Satış Mühendisi olarak başladım. İlk iki işim böyleydi ve özellikle ikinci çalıştığım firmada Dünya’nın bir çok yerini görme imkanım oldu; Orta Doğu, Uzak Doğu, Avrupa, Afrika ve Amerika. Bu gördüğüm yerler hakkında Sosyal Medya üzerinde bir Seyahat Blogu tuttuğumu belirtmenin tam sırası sanıyorum.

Şimdi ise Global bir firmada Uygulama / Teknik Müşteri Servis Mühendisi olarak çalışıyorum. Seminerler, eğitimler veriyorum ve tam da istediğim gibi bol bol konuşma imkanım oluyor.

Buraya kadar çok heyecansız bir yazı değil mi? Haydi o zaman başlığımızın ilk kısmına göz atalım.

“HAYALPEREST” bir Mühendis!

Normal bir öğrenci olduğumu söylemiştim ya, unutun!

Normal olmayı çok da sevmem aslında. Hayat anormaller için daha keyifli.

İlkokulda dersler sırasında ben bazı yazılar yazardım. İlkin şiirle başladı, daha sonra kısa hikayelere dönüştü. İlginç, ürkünç hikayeler! –Bu başlığı çok sevdim, bir gün antoloji yazarsam bunu kullanacağım.-,

Nasıl mı?

Ben önce başlığa karar verirdim. Bir gün de, sevdiğim bir dostumun yönlendirmesiyle  “Siyah Kadillak” diye bir başlık attım ve başladı kelimeler dökülmeye. O zaman ilkokul 7. sınıftaydım. Hikayeyi bitirdikten sonra birkaç kişiye okuttum, beğendiler. Güzel, demek ki yazı yazmaya devam edebilirdim!

İlkokul 8’de başladım ikinci hikayeyi yazmaya; Saat 23:53. Daha uzun ve biraz daha kurgusal bir hikaye olmuştu. Birkaç kişiye okuttum, beğendiler. Güzel, demek ki devam edebilirdim!

Geldik mi Lise Hazırlığa, dedim “Tolga açma arayı, yaz!”.

Ama ne yazacaktım. Aklıma çok da bir şey gelmiyordu.

Bir akşam, normal bir çocuğun yapabileceği gibi, oldukça muntazam bir şekilde parmağımı kırdım ve hastaneye gittim. Hastane büyüktü ve o uzun koridorda doktorun gelmesini bekliyorduk; babam ve ben. Koridorda bizden başka kimse yoktu. Baktım, izledim, inceledim ve buldum!

“Sally Payson” isimli 3. hikayeyi yazdım ve sonuna geldiğimde önce yazdığım iki hikayeyle birleştirmeye karar verdim. Geriye döndüm, düzenledim, tekrar baktım, toparladım, sıkıldım, ara verdim.

Uzun sürdü.

Ama üniversiteyi bitirdiğimde artık elimde birkaç kısa hikaye değil, yaklaşık 300 sayfalık bir roman tutuyordum.

Yazmanın en keyifli yanını söyleyeyim mi size!

Siz ne yazarsanız o olur!

Yazarken istediğiniz yere gidebilir, istediğiniz şeyi yiyebilir, istediğinizi yapabilirsiniz.

Uçabilirsiniz mesela!

Benim gibi polisiye yazarıysanız ölüp tekrar dirilebilirsiniz!

Robert De Niro ile akşam yemeği yiyebilir veya Meg Ryan’la bir ilişkiye başlayabilirsiniz.

Christopher Nolan’ın bir filminde başrol oynayabilir veya Elm Sokağında kısa bir tur atabilirsiniz.

Tolga Bakkalbaşıoğlu kim?

Ben seyahat etmeyi seven, özel hayatında mühendis olan, eşini seven, bir çocuk babası yazarım.

Ve sizlerle bu blog içerisinde, seyahatlerimi, yaşadıklarımı, gündem hakkında düşüncelerimi, hatta bazen güzel yemek tariflerini paylaşmak istiyorum.

Benim hayatıma hoş geldiniz ve umarım keyif alırsınız.

Sevgiyle kalın,

Tolga Bakkalbaşıoğlu

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir